Sıkıldık kabinede revizyon olmaz.

Bir moda oldu çıktı. Sıkıldık revizyon yap. Gündem lazım, revizyon mu var.

Her sıkıntı da her yaşanan zorluklarda kabine revizyonu beklemek haksızlıktır. Bu millet ne ara böyle oldu. Ne zaman zor günlerini, yıllarca basiretsiz yönetildiğini unuttu. Bu halka yakışan iyi gün milliyetçisi olmak mı? Yollar yapılınca, maaşlara zam gelince, kuyruklar bitince, araçlar, uçaklar alınınca iyi. Ama döviz yükseldi; revizyon.

Yakışır mı?

Yakışmaz; önce bir beklemek lazım. En azından geçmişte hiç bir şey yapmayanlara gösterilenin yarısı kadar sabır lazım. Alanın da belirli bir yere gelmiş, belli konularda uzman insanlardan oluşan bir kabine var. Yeni bir sistem kurulmaya çalışılıyor. Şu an temel inşası sürüyor. Biraz daha beklemek lazım, meyveleri vermez ise sorgulamak gerek. Lakin şu an çok erken.

Zam konusunda evet çok fazla oldu, artık alım gücü düşüyor. Ödeme sıkıntıları baş gösterdi. Ancak terör yeter bitsin diyen, bıçak kemiğe dayandı diyen bir milletin bunca operasyon, onlarca mücadelenin nasıl yapıldığını anlamadığına inanmıyorum.

Evet bazı savurganlıklar, bazı güven vermeyen durumlar olabilir. Lakin bu ülkenin gerçekten bu toprakların insanları için çalışan bir devleti, devletinde lideri var. Düşünün bizler sadece evimizin geçimi ve hane halkının kaynakları için uğraşırken; ülkenin sorunları, giderleri, savunma harcamaları, doğal afet giderleri, tazminatları, maaşları en kısacası var olma mücadelesi veriliyor.

Diğer yanda devletin politikalarının aksine sinsice gıdaya, tüketime, iletişime, enerjiye sürekli zam yapan ve ekonomiye istihdam yaratıyor görünüp elini taşın altına sokmayan bir kesim var. Özel bankaların bu halkın üzerinden kazanç sağlayıp, hiç bir ekonomik gelişim politikası gerçekleştirmemesi yaşanan bir gerçektir.

Her şeyimiz olsun mu?

Uçağımız olsun, hızlı trenimiz olsun, yol olsun, okul olsun, ibadethane olsun, asgari ücret artsın, enflasyon düşsün peki kaç girişimci var?

Halk olarak günlük yaşamak dışında risk alıp istihdam sağlayan kaç kişiyiz. Enflasyonu zamlarla yükseltenlerin işçileriyken hangimiz ne üretiyoruz. Devlet bizi korusun, eğitsin, barındırsın, doyursun.

Ne zaman bu düşüncenin hapsi olduk. Tarımın hakkını veren, en azından kendine yetecek kadar üreten kaç kişiyiz. Kimin kaç dikili fidanı var. Kaçımız kendi elektriğimizi üretip devletin yükünü almayı düşünüyor. Kaçımız küçük çaplı tarım düşünüp, devleti gıda lobisiyle mücadele etmek zahmetinden kurtarıyoruz. Kaç kişi kapısın önünü temiz tutuyor.

Evet ne yapıyoruz, nasıl yaşıyoruz da; kabine olmadı, yapamadılar, enflasyon düşmedi, hızlı tren gelmedi, yol bitmedi, manavda fiyatlar inmedi, döviz düşmedi diyoruz.

İnsanı yaşat ki devlet yaşasın. Evet insanı yaşatmak için devletin büyük mücadele de olduğu bu günlerde; devletin tek beklentisinin birlik, sabır, çalışmak ve dik durmaktan başka bir şey olmadığı da bir gerçek. Bu saydıklarım bir davranış değil; bir erdemdir. Aziz TÜRK milleti ise bu erdemlerin tam kendisidir.

Revizyon, değişim bu tür oyalama ve koşulan parkuru tökezleme oyunlarına gelmemeli ileri daima ileri el ele birlikte koşmalıyız.

Admin

Düşünen, Aldırmayan, Söyleyen ve yazan biri işte...

Bunlarda dikkatinizi çekebilir...