KELİMELERİN SATIN ALINDIĞI DÜNYA…

Dünyaya açılmanın kimine göre küçük, kimine göre de büyük olan penceresi internet.

Sesinizi duyurabileceğiniz, kişisel ya da tüzel bilgi veya tanıtım ve pazarlamanın yayınlandığı bir dünya. Bu dünyada yer almayan kalmadı gibi.
Dünya nüfusunun 8 milyara yaklaştığı bu yüzyılda; aynı isim ve soyadına sahip bir kaç insanın olduğunu bilmek bizi rahatsız etmiyorken, aynı veya benzer domain adının olması bizi karşı karşıya getirmeye yetiyor.
Başlangıçta internet alan adı; bilgisayarı tanımlayan, internet erişimini sağlayan bir durumken, artık ticari ünvanı ve değeri işaret eder hale geldi. Çünkü geleneksel ticaretin yerini e-ticaret aldı. İhtilaflar ve kavgalar burada başlıyor zaten. Aramızda artık menfaat var.

İLK GELEN ALIR İLKESİ
1990’lı yıllarda Amerika Birleşik Devletleri’nde, internette ticari faaliyette yetkili kurum olan National Science Foundation – NSF (Milli Bilim Vakfı), Network Solutions Inc. (NSI) ile bir anlaşma yapıp internet alan adı tescil görevini vermiş. NSI, bunu ilk gelen alır ilkesiyle tescil ettiriyor.
İnternetin icadından önce marka icat edilmişti. Markasını tescil ettirenlerin bir kısmı, internetin bu denli büyüyeceğini tahmin edemediklerinden marka isimlerini internet alan adına da geçirmeyi ihmal etmişlerdi. Bazı uyanıklar bunu fırsat bilip bilinen marka isimleri internet alan adına dönüştürmüşlerdi. Bazı markalar bu alan adlarını alabilmek için normalinden çok fazla paralar ödemek zorunda kalmışlardı. Çünkü “ilk gelen” olamadılar. Fakat uzun hukuksal süreçlerle alan adlarını geri alma ihtimalleri var.


ALAN ADI UZANTILARINDA TİCARİ ÇEŞİTLİLİK
Alan adı uzantılarında (com, net, org) gibi uzantıları herkes edinebilirken; (tr, ca, us, uk. vb) ticari olarak faaliyet gösteren kuruluşların ülke kodlarıyla birlikte alan adı alması belge göstermesiyle mümkün olabiliyor. Şu an 8 dolar ile 20 dolar arasında satılan bir alan adı, birçok uzantılarla bu çeşitliliği yani fiyatı katlıyor. Com uzantısı alan biri, .net’i de almak istiyor. “benim adımla ya da benzeriyle bir alan adı almasınlar” hissine kapılıyoruz. Yüksek hosting fiyatları yanında bir de alan adına sahip olmak için ve bunu alan adı uzantılarıyla çarparak her sene harcadığımız paralar sinirimizi bozuyor. Alan adının kime ait olduğunun gizlenmesi (“Who is” bilgisi) için istenen paralar da cabası…
ALAN ADI SATAN FİRMALAR MÜŞTERİSİNİ UYARMALI
Bir internet alan adı satın alırken, bu adın bir marka olup olmadığını, ileride hukuksal anlaşmazlık çıkabileceğini bilmemiz gerekiyor. Oysa alan adını satın alırken, bulduğunuz adın bir marka olarak tescil ettirildiği bilgisini bize sunamıyorlar.
ZATEN ASLOLAN İÇERİK DEĞİL Mİ?
Her ne kadar internet erişimini sağlayan alan adları olsa da, web sayfamızdaki içeriğimizin zenginliği ihtiyacımız olan şey değil mi? Siz ihtiyacınız olan bilgiyi arama motorlarına şirket, marka ya da kişinin adıyla mı yoksa bilgiye atfettiğiniz kelimeyle mi arama yapıyorsunuz? Özgün içerik üretmek oldukça zor olabiliyor. Çünkü üretmek emek istiyor. Her emek övgüye, ödüllendirilmeye layıktır. İçerik oluştururken bir heyecanla işe koyuluyoruz. Araştırıyor, öğreniyor ve bunu yazılı, görsel bilgiye dönüştürüyoruz. Bunu yayınlarken “Alan adım başkasına benziyor mu? Aynısı mı? Hak sahipliği var mı? Sosyal medya hesaplarında kullanılmış mı? ….. gibi sorular bizi yeterince yoruyor. Birçok kelimenin satın alındığı, tescil ettirildiği bu dünyada projemize, çalışmamıza isim bulmak oldukça zorlaşıyor.

Bunlarda dikkatinizi çekebilir...