İzlenen “Zam”

Zamlara o kadar alıştık ki! Umursamıyor, hatta yokmuş gibi davranıyoruz.

İki gün önce bir markete girdim. Farklı çeşitlerden çift 8 çikolata aldım. Kasaya geldim. Kasiyer ürünleri tek tek okuttu. Sonra 33 ₺ dedi. Elimi cüzdanıma attım ve 40 ₺ uzattım. Sonra bir hata olduğunu söylediğinde gülümsedim. Emin misiniz? Zam gelmedi mi ? şeklinde cevap verdim. Gülümsedik. Hala da gülüyorum. Çünkü ağlanılacak halimize gülmekten başka bir şey yapamıyorum.

Toplumsal olarak öyle bir zam sendromu geçiriyoruz ki, zamlar damarlarımızdaki kan gibi bizden oldu. Son zamanlarda ki orantısız artışlar, pahalılık ve ilgili birimlerin izliyoruz derken doğru söylemesi. Bizi de izlemenin doğru bir davranış olduğuna inandırmış durumda. Ya arkadaş söylesene ne kadar maaş artışı aldın? Ek bir gelirin var mı? Ne kadar borçlusun? ya da borçsuz olan kaç kişi var. Tarım ülkesiyiz diyorlar; tarımsal her şey pahalı. Sanayi de şöyle olduk, böyle olduk. Bilmem şu kadar fabrika kurduk diyorlar; sanayi ürünleri bitiriyor kasayı.

1000 yıllık devletiz. Kökleri ihtişamlı, geçmişi zaferlerle dolu, onurlu bir milletiz. Bu şekilde yaşamayı, sadece gün sonunu düşünen bireyler olmayı kendimize nasıl yakıştırıyoruz. İyi olana iyi…kusura bakmayın kötü olana kötü demek gerek. Bir milletin sırtına savurganlığın, bilgisizliğin ve toplumsal sorunların yükü dışında; başka toplumların sorunları yüklenemez. Yükleyemezsiniz de…. Ülkemizde her geçen gün artan mülteci, sığınmacı kardeşlerimizin kaçına daha bakacağız. Kaç yöneticinin, aksini düşünen kaç kişinin eşleri, çocukları, aileleri toplumsal adaptasyonu olmayan yabancılarla aynı otobüste, dolmuşta hatta kapı komşusu. Şimdi diyeceksiniz ne alaka. Yabancı kardeşlerimiz o kadar çok ki; diyorum ya sosyal yardım alıyorlar. Bu millete zam ve vergi olarak dönüyor. Bizler yaşamımızı borçlanarak sürdürürken ya da diyorum kolay iş buluyorlar ki bu her geçen gün artan işveren öz güvenini ve yerel işsizliği açıklayan durumdur.

Amacım ne eleştirmek için eleştirmek. Ne de belirli bir kesime muhalefet yapmak. Ben bir vatandaş olarak toplumun yaşadığı gerçeklikten bahsediyorum. İşin başındakilerin elbette bir bildiği vardır. Buna bir şey demiyoruz. Ancak yaşadıklarımızın da gerçekliği göz ardı edilemeyecek noktadadır. Ben savaştan kaçan bunca insanı gönderelim demiyorum, diyemem de ancak bir şekilde toplumda adaptasyon ve uyum sağlanmalı. Harcanan milyonlarca lira ile kaç okul, kaç ibadethane, kaç yeni yol, kaç üniversite, kaç yeni hava alanı, kaç kütüphane, kaç yatırım teşfiği verilirdi. Savunma ihtiyaçlarımıza harcansa, bu artışlar sizce olur muydu? bunları bir sorgulama zamanı geldi. Toplumsal haberler ortada. İnsanların yaşadıkları ve yaşattıkları her gün ana haberlerde boy gösteriyor. Size bunalımda bir toplumun, bunalım nedeninden bahsediyorum.

Ben dikkate alınması gereken yeni bir sorundan ZAM Sendromundan bahsediyorum.

Admin

Düşünen, Aldırmayan, Söyleyen ve yazan biri işte...

Bunlarda dikkatinizi çekebilir...