Halk eğitimi…

Şöyle her sabah insanları özellikle izliyorum. Ne yapıyorlar, nasıl hareket ediyorlar. Nasıl konuşuyor, nasıl davranışlar sergiliyorlar.

Ne yazık ki karşısındaki ve içerisinde bulunduğu topluma saygı duyan insan sayısı her geçen gün azalıyor. Köreliyor, kayboluyoruz. Tahammül sınırlarımızı kaldırmış, insanlara kötü davranan, yaşadığı topluma zarar veren bireylere dönüşüyoruz. Ne düzgün bir lisan, ne tebessüm eden yüz.

Bu hale neden geldik? İçerisinde bulunduğumuz tehlikenin neden farkında değiliz? Daha yardımsever, daha sabırlı, toplum içerisinde daha saygılı olmak neden zor. Otobüse biniyorum; adam ayaklarını uzatmış karşı koltuğa, seslendiğimde bile bakmıyor. Kendine seslenen ve bakan insanları fark edince yaptığı tek hareket; cebinden tesbih çıkarmak oldu. Ya neye özeniyoruz. Neden böyle hareket ediyoruz. Kullandığımız araçları temiz kullanırsak, daha uzun süre yeni kalır. Daha az hastalık olur. Daha güvende oluruz. İnsan bunları kendi için isterken, çevresi için neden istemez. Üstelik aynı milletin evlatlarıyken.

Bu duruma tek açıklamam var. Toplumsal kültürümüz yok. Toplumsal kuralları uygulayan denetleyen mekanizmalar çalışmıyor. Halk eğitimin kavramını çözemedik. Uğraşmıyor, denemiyor, geleceğimizi düşünmüyoruz. Sadece uyandığı günü düşünen bireyler olma yolunda hızla ilerliyoruz.

Oysa durmaya, uyumaya, zaman kaybına lüksü olmayan bir milletin evlatlarıyız. Çalışmalıyız, kaynaşmalı, hızla birlik olmalıyız, saygılı olmalı, özellikle çocuk ve kadınlarımızı daha özgür kılmalıyız. Toplumsal kuralları halk eğitimi ile aşılamalı. Aksi durumlar için yaptırımlar uygulamalıyız. Ne yazık ki bu bir gerçek, büyük bir kesimin toplum içerisinde nasıl hareket edeceğine, çevre bilincine, kamu hizmet ve mallarının korunması bilincine, toplum içerisinde yaşama bilincine ihtiyacı var.

Toplumsal Kültürümüzün geleceği için;

  • Acil halk eğitim merkezleri genişletilmeli.
  • Her vatandaşın toplumsal yaşam ve ilişkiler eğitimlerine, seminerlerine katılımı sağlanmalı ve hatta ZORUNLU kılınmalı.
  • Katılımlar sertifikalandırılmalı.
  • Stres yönetimi, öfke kontrol eğitimleri toplumun tamamına yayılmalı.
  • Çalışma saatleri düzenlenmeli. Aile ile birlikteliğin artırıldığı yeni bir düzenlemeye gidilmeli.
  • Toplum olma, ortak paylar için yaşama ve mücadele etme bilinci geliştirilmelidir.

Eğer bu hususlarda acil müdahale etmezsek geleceğimizin toplumsal yapısını; diziler, yabancı kültür hayranlığı, bencillik, öfke ve hoşgörüsüzlük oluşturacaktır.

Umarım; her birimiz kendimiz, evlatlarımız ve geleceğimiz için iyi bireyler olmayı seçeriz.

Admin

Düşünen, Aldırmayan, Söyleyen ve yazan biri işte...

Bunlarda dikkatinizi çekebilir...